Türkmence dilimiz..... Gerçekler ve Düşünceler

Tanrı'nın insana verdiği nimetlerinden biri de, dillerin ayrı ayrı yaratılmasıdır . Yer yüzünde bulunan her millet te konuşup anlaştığı dile kıvançla sarılıp, fıtrattan, her şeyden önce ana dilini öğrenmektedir.
Hepimizce bellidir ki, her dilde isimler, nesneler bir delalet teşkil etmektedir .. doğal olarak ta, her millet, duyulan, körülen ve sezilen nesneler kendi dilinden doğan isimleri verir.. bu sayede milletlerin kendi dillerine ölürcesine bağlı olmaları sadece alışmış bir huy değil, belki de doğuştan beri bir duyu olarak hayati bir gereksinim haline gelmiştir .. Çünkü dil her milletin doğum tarihidir .. dilsiz bir ulus tarihsiz bir varlık sayılır derler.
Söz konusu, geçen senelerde kuzey Efrika'nın bir ölkesinde ikamet ettiğim süreçte (Amaziğ) dili ile kunuşan (Tavarik) veya (Cibaliyin) adı ile tanınan bir takım Barbar arkadaşlarla görüştüm , onların anlattığına göre dillerinde yazı imlalar, olmamasına karşın dillerine o denli sıkıyla bağlıdırlar ki Bedeviye benzer gelenek ve göreneklerini şimdiye kadar canlı tutmaktadırlar..
Onlar dillerine ve tarihlerine sıkıca bağlanmaları takdire şayan bir ulus olduklarını yansımaktadır.
Bizim dilimizde dış tesirler altında etkilenip, hem mutaakip rejimlerin baskısı, hem de ana diliyle öğretim, eğitim ve kültür almadığımızın neticesinde güzel Türkmencemiz olumsuz bir şekilde etkilenmiş.. Bu yüzden dedelerimizin bile kullanmadığı terim ve sözcükler meydana gelmiştir. Hatta kimi düşünür ve edebiyatçılar, yazarlarında yabancı sözcükler kullanmaya başlamıştır.
Buda en büyük bir yalnışlıktır, çünkü hiç bir kusur bulunmamaktadır, tersine dilimiz ifade zenginliğine sahip olan dillerden sayılmaktadır.
Ancak kimileri düzenlenen toplantılarda yabancı bir dil kullanmayı bir kivanç kaynağı biliyorlar. Onlar bilmiyorlar ki dillerindeki güzellik, incelik ve zenginlik başka dillerden daha geniş ve daha parlaktır..
Onlar konuşmalarında, anlaşılmaz bir şekilde kullandıkları sözcük ve terimler nedeniyle, dilimize çok haksızlık yaparak bu yünde milletimize ve tarihimize ihanet etmiş olurlar..
Bu kapsamda biz diğer etnik grupları küçümsemek ve değerinden düşürmek söz konusu değil belki de hedefiz konuyla ilgili dil uzmanlarından uluşan bir kuruluşun meydane çıkmasıdır. Zira memleketimizde düzenlenen bazi toplantılarda, huzurun büyük bölümü Türkmenceden başka diğer bir dili anlamadığına rağmen, bazi konuşmacılar toplantıyı baştan başa arapçeden hoşlandıklarını yada üzülerek söylüyorum.. Ana diliyle konuşmaktan utanandıklarını nitelemektedir.. Buda her dilini seveni ümitsizliğe çarptırıyor..
Bu açıdan dilimizi tehlike yolundan önlemek ve meşru kayğıları gidermek amacıyla aşağıdakı soruları hepimizden soruyorum ..
- Kim bu yabancı terimlerden dilimizi temizleyip ifade daha anlamlı Türkmen terimlerini vereck?
- Ne zaman Türkmen kongre ve toplantılarında kendi dilimizi prüzsüz bir şekilde konuşmaya yeterli cesaretimiz olacak?
- Kim dilimize parlaklık getirip dünya dilleri arasında değerli mekan kazandıracak?
- Kim bu dilin esaletliğini dönderecek?
Biz edebiyatçı, düşünür ve siyasetçiler de, dilimize karşı bir sorumluluk karşısında olmamızı bilmeliyiz. Milletimiz de diğer etniklerin etkisinden kendi dilini korumayı üstlenmelidir..
Bunun gerçekleşmesi için elimizde tek çözüm var, oda Türkmen okullarında çocuklarımızı kendi ana dilleriyle eğiterek istikbal için yeni ufuklar açarak, tüm alanlarda Türkmen kültürünü harekete geçirmeliyiz .
Güzel dilimizi esenliğe kavuşturmak için daha aktif bir şekilde mekaleler, araştırmalar ve incelemeler yapmalıyız.
Buda kesin olarak hepimizin görevidir.